Öldürme Eylemi (The Act of Killing) Film Analizi | Belgesel İncelemesi

🎬 Film Künyesi

  • Filmin Adı: The Act of Killing
  • Türkçe Adı: Öldürme Eylemi
  • Yapım Yılı: 2012
  • Ülke: Danimarka – Norveç – Birleşik Krallık
  • Tür: Belgesel, Tarih, Politik
  • Yönetmen: Joshua Oppenheimer
  • Senaryo: Joshua Oppenheimer
  • Yapımcı: Signe Byrge Sørensen, Anne Köhncke
  • Müzik: (Belgesel film – özgün müzik kullanımı sınırlı)
  • Görüntü Yönetmeni: Lars Skree
  • Kurgu: Niels Pagh Andersen
  • Süre: 115 dakika
  • Dil: Endonezce
  • Alt Yazı: Türkçe, İngilizce
  • Gösterim Türü: Sinema / Festival / Belgesel Gösterimleri

🏆 Ödüller

  • BAFTA – En İyi Belgesel Ödülü

Filmin Kısa Özeti

Öldürme Eylemi, karaborsada sinema biletleri satan Anwar ve arkadaşlarının ufak “Sinema Çetesi”nin, daha sonra milyonlarca kişinin öldürülmesinden sorumlu paramiliter, aşırı sağcı bir örgüte dönüşmesini anlatıyor.

Komünist olduğu varsayılan milyonlarca entelektüel ve Çinli azınlık, 1965 yılında meydana gelen askeri darbe süresince grubun yaptığı katliamlar sonucunda yaşamlarını yitirir. Anwar, şimdilerde konforlu ve rahat bir yaşam sürmekte, örgütün kurucu rol modeli olmanın keyfini çıkarmaktadır.

Film boyunca Anwar ve arkadaşları yaptıkları katliamları bütün sıradanlığıyla anlatırken, diğer yandan da bu anları tüm tuhaflıklarıyla, çok sevdikleri eski Amerikan filmlerinden sahnelermiş gibi canlandırırlar.

Karakterler

  • Sinema salonu gangsterleri (Anwar Congo)
  • Komünistler
  • Vali
  • Gazeteci
  • Endonezya halkından yardımcı oyuncular (kadınlar, çocuklar)

Mekânlar

İç Mekân

  • Film seti

Dış Mekân

  • Cadde
  • Mahalle
  • Yer yer doğadan görüntüler

Film Analizi

Komünizmi kabul etmiyorlar çünkü gangster kelime anlamı olarak özgür insandan geliyordu. Gangsterlerin gerçek bir işi yoktu ve para kazanmak için her şeyi yapıyorlardı. Bu yüzden sinema önünde korsan bilet satarak para kazanıyorlardı.

Fakat komünistler, Amerikan filmlerinde gangsterlerin çok para kazanmasını istemiyordu. Bu yüzden aralarında başlayan tartışma zamanla büyüdü. Zamanla gangsterler Pancasila Gençlik Üyeleri adı altında birleşti.

Bu üyeler, ülkeyi korumanın sadece polis ve ordunun görevi olmadığı inancına sahipti. Ülkeyi tehditlerden korumak için örgütleniyorlardı. En büyük tehdit onlara göre komünistlerdi. Çünkü komünistlerin savunması onlara göre tersti.

Komünistler, “Toprakları olmayan çiftçilere toprak veriyoruz, onlara gübre ve tohum sağlıyoruz” diyerek kendilerini savunuyordu. Bunu yapmaktaki asıl amaçları, komünizmin iyi bir şey olduğunu göstermekti.

Gangsterler ise komünistlerin hepsini yok ettikten sonra bu düşüncenin de yok olacağını düşünüyordu. Bu yüzden kadın, çocuk demeden öldürdüler. Öldürürken çeşitli öldürme teknikleri kullandılar. Örneğin tel ile boğma, arabayla üzerinden geçme gibi yöntemler kullandılar.

Öldürdükleri insanları çuval giydirip öylece yol kenarına atıyorlardı. Bu tür teknikleri filmlerden esinlenerek yapıyorlardı. En çok etkilendikleri filmler Marlon Brando ve Al Pacino’nun oynadığı filmlerdi.

Bu olaylardan sonra film çekmeye karar verirler ve çekimlere başlarlar. Verdikleri televizyon röportajında “Gençlere verdiği mesaj nedir?” sorusuna şu cevabı verirler:

“En önemli mesajı tarihi hatırlatmak. Gençler tarihi unutmamalı.”

Anwar Congo’nun Yüzleşmesi

Anwar Congo’nun filmin sonunda görüntüleri izlerken söylediği sözlerden pişmanlık duyduğu anlaşılır. Her ne kadar o ana kadar insanların yaşadıklarını tam olarak anlamamış olsa da, film sahnelerinde yeniden canlandırma sırasında kendi işkenceyi çekmiş gibi rol yaparken empati kurar ve ölümle yüzleşir.

Bunu filmde geçen şu cümlelerinden anlıyoruz:

“Acaba diyorum, benim işkence ettiğim insanlar da benim orada hissettiğim gibi mi hissetti?”

“İşkence ettiğim insanların nasıl hissettiğini hissedebiliyorum sanırım. Çünkü burada adamlar beni döverken benim onurum yok edildi, sonra da içimi bir korku bastı. Gerçekten içim sıkıldı, bir anda tüm bedenimi bir dehşet kapladı.”

“İşin aslı senin işkence ettiklerin çok farklı hissetmiş olmalılar Anwar. Çünkü sen bunun film olduğunun farkındaydın ama onlar öldürüleceklerini biliyorlardı.”

“Yine de hissedebiliyorum. Yoksa günah mı işledim acaba? Ben bir günah mı işledim? Çünkü bu gördüklerimi birçok insana yaptım. Yaptıklarım geri mi dönüyor yoksa?”

Ödüller

  • BAFTA En İyi Belgesel Ödülü

Share this content:

Yorum gönder