Meek’s Cutoff, Kelly Reichardt yönetmenliğinde, western türünün kalıplarını alışılagelmişin dışında bir estetikle ele alan, 19. yüzyıl Amerika’sının zorlu doğasında geçen bir varoluş mücadelesini anlatır. İşte filmin detaylı çözümlemesi:
Künye ve Oyuncu Kadrosu
- Gösterim Tarihi: 15 Temmuz 2011
- Yapım Yılı: 2011
- Tür: Western, Dram
- Yönetmen: Kelly Reichardt
- Senaryo: Jonathan Raymond
- Yapımcı: Todd Haynes
- Oyuncular: Michelle Williams, Bruce Greenwood, Paul Dano, Zoe Kazan, Will Patton, Shirley Henderson, Neal Huff, Rod Rondeaux, Tommy Nelson.
A) MEEK’S CUTOFF FİLMİNİN GÖRÜNTÜSEL ANLATIMI
Todd Haynes’in yapımcılığını üstlendiği Meek’s Cutoff (Kestirme Yol), 19. yüzyılda yaşamış deneyimli dağcı Stephen Meek’in yaşadıklarından uyarlanan bir western. Hiçbir şey bilmemesine rağmen bir kestirme yol bildiğini iddia eden Meek, onları çölün orta yerine sürükler.
Film öncelikle grubun bir nehirden hayvanlarla yük arabasının geçirilmesini gösterir. Film, Cascade Dağlarını aşmak üzere Meek’i rehber olarak tutup batıya doğru göç eden bir grubu takip ediyor. Grup birkaç günlük yolda içmek için nehirden fıçılara su doldururlar. Toparlanıp yola koyulurlar. Önde atının üzerinde Meek, arkada yük arabaları ve hayvanlarla grup ilerler. Gece uyumak için bir yerde mola verirler.
“Yaratılmış olduğun toprağa dönünceye dek ekmeğini alın teri dökerek kazanacaksın. Çünkü topraksın, topraktan yaratıldın ve yine toprağa döneceksin. Adem karısına Havva adını verdi. Çünkü o bütün insanların anasıydı. Rab Tanrı Adem’le karısı için deriden giysiler yaptı, onları giydirdi. Sonra şöyle dedi: ‘Adem iyiyle kötüyü bilmekle bizlerden biri gibi oldu. Şimdi yaşam ağacına uzanıp meyve almasına, yiyip ölümsüz olmasına izin verilmemeli.’ Böylece Rab Tanrı, yaratılmış olduğu toprağı işlemek üzere Ademi Aden bahçesinden çıkardı. Onu kovdu; yaşam ağacını denetlemek için Aden bahçesinin doğusuna Keruvlar ve her yana dönen Alevli bir kılıç yerleştirdi.” Jimmy (çocuk) İncil’den bu dizeleri okurken anne ve babası masada onu dinlemekte, gruptakiler de gündelik işlerini yapmaktadırlar. Tekrar yola koyulurlar. Meek, Jimmy’e yol boyunca uydurduğu hikâyeleri anlatır. Grup mola için bir arazide durduğunda bayanlar çalı çırpı toplamak için işe koyulurlar. O sırada eşlerinin kendilerine söylemeye tenezzül etmediği, aralarında konuştukları bir olayı konuşurlar. Gately’in Stephen Meek’i asmayı istediğinden bahsettiklerini söyler Glory, Emily’ye.
Emily gece yürüyüşe çıktığında eşine bu durumdan bahseder. Solomon, Meek’in kendilerine bilerek yanlış yolu tarif ettiğini; söylentilere göre Amerikalı göçmenlerin sırtından para kazanmak için tutulmuş olduğunu anlattı. Bu söylentiyi mantıklı buldular. Meek’in şu an Poiute kırsalında olduklarını söylediğinden bahsetti. Aynı zamanda burada yaşayan kabilelerin korkunçluğunu da Meek’in anlattığı kadarıyla anlattı eşine. Meek iki hafta sonra dağları aşacaklarını söylemesine rağmen beş hafta geçmiş ve ortada dağ bile yoktur. Grup artık bitkin, yorgun, aç ve susuzdur. İsyan etmenin eşiğine gelmişlerdir. Fakat umutları devam ettiği için birkaç gün daha zaman verirler Meek’e. Grup gündüzleri yollarda, geceleri uygun buldukları yerde uyumak için mola vererek ilerler. Grup Meek’e sürekli sorular sorar; artık haftalardır yollarda olmaktan bıkmışlardır. Ne suları ne de yiyecek pek bir erzakları kalmamıştır.

Emily; Bay White ve hamile eşi Glory’ye yahniyle ekmek yapmak için yoğurduğu hamurdan getirir. Gece ateşin başında konuşurlar. Bu toprakların Amerikalılara mı, İngilizlere mi yoksa Kızılderililere mi ait olacağını konuşurlar. Meek, Amerikalılara ait olacağını düşünür. Kızılderililerin tehlikeli, yabani ve insan yerine konulmayacak bir ırk olduğunu düşünen biridir Meek. Sabah yola koyulduklarında Emily, bir tepelikte atıyla onları seyreden bir Kızılderili görür ve çok korkar.
Grup susuz kalmıştır. Bir akarsu görürler fakat su alkaliktir; yani sudan hayvanlar bile içemez. Erkekler aralarında hangi yönden gideceğine dair görüş birliğine varmaya çalışır. Artık Meek’i dinlemiyorlardır. Onun aslında yolculukla ilgili bir şey bilmediğini, yolu bulmaya çalıştığını anlarlar; kendi istedikleri yönden, kuzeyden gitmek isterler.
Emily çalı toplamak için çıktığında Kızılderili ile yüz yüze gelir ve çok korkar, adam hemen uzaklaşır oradan. Emily koşup tüfeğini alır ve havaya iki el ateş eder. Meek, Emily’ye Kızılderilinin görünüşünü, yüzünde boya olup olmadığını vb. sorular sorarak hangi kabileden olduğunu anlamaya çalışır. Cayuseler diye bir kabileye ait olabileceğini ve kadınlara karşı oldukça merhametsiz olduklarını, Emily’yi öldürmediği için şanslı olduğunu anlatır. Kızılderililerin vahşi olduğunu ve insan tüccarlığı yaptıklarını anlatır. Bu gece grup daha tedbirli davranır. Sabah su bulmak için yola koyulurlar.
Emily, Meek’e ufak yollu bir tartışma açar, kaybolduklarını ima eder; Meek ikna edici sözler söylemeye çalışır. Emily’den etkileniyordur fakat kadın evli olduğu için bunu belli etmez. Emily ise Meek’ten ilk günden beri hiç hoşlanmamıştır. Yolda bu kez Jimmy Kızılderiliyi görür ve gruba söyler. Emily’nin eşi Solomon ve Meek yakalamak için yola çıkarlar. Bir süre sonra Kızılderili ile gelirler. Emily ve adam arasında sert bir bakış geçer. Güneş batana kadar onu öldürmeleri gerektiğinden bahsederler. Solomon’a fikri sorulduğunda yerli olduğu için suyun yerini de bileceğini ve öldürmemeleri gerektiğini söyler ve buna karar verirler. Grup sürekli suyun yerini sorarak Kızılderiliyle anlaşmaya çalışırlar. Bir türlü iletişim kuramazlar. Grup artık yorgun, bitkin düşmüştür. Emily Kızılderiliye ufak yardımlarda bulunur (su, yemek vs.). Günler böyle geçer, grup yollardadır rehin aldıkları Kızılderili ile.
Zor şartlarda yola devam ederler; artık Meek’i dinlememekte kararlıdırlar. Kızılderilinin de yardımıyla ilerlerler. Meek, tuzak olduğunu ve Kızılderilinin bunu planladığını söylese de grup dinlemez. Yol boyunca başlarına gelmeyen kalmaz ve artık bıkmışlardır. Dağları aşınca yeşil büyük bir ağaç görürler ve artık suya ulaştıklarını anlarlar. Kızılderili onları suya ulaştırmış, kendilerine yapılanlara rağmen bu iyiliği yapmıştır. Emily bunun farkındadır ve ona minnettar kalır; aynı zamanda yol boyunca Kızılderiliyi Meek’ten korumuştur. Meek her defasında Kızılderiliyi öldürmek istemiştir. Grup sevinç içerisinde ağacın etrafında dolanır ve suyu buldukları için rahatlamışlardır; artık susuzluktan ölecekleri için endişelenmeyeceklerdir. Film de toplumsal cinsiyet, medeniyet, ırk, erkeklik gibi kavramları ve western türünün kendisini ustalıkla ele alıyor.
B) GÖSTERGE ÇÖZÜMLEMESİ
- Gösterge: İnsan, zaman, hayvanlar, mekan, doğa, nesne, zemin.
- Gösteren: Cascade dağları, Kızılderili, doğal mekanlar, ağaç, su, akarsular, kutsal kitap (İncil).
- Gösterilen: Uzaklık, bilinmeyen yerler, ırkçılık, toplumsal cinsiyet, erkeklik, medeniyet, western tür, merhamet, yardımlaşma, açlık-susuzluk, göç.
Filmde western türünü ustalıkla izleyiciye anlatıyor. Yol boyunca yaşanan tükenmişlik, açlık, susuzluk, gerginlik, ırkçılık, medeniyetler gibi konuları izleyiciye sunuyor.
C) DİZİSEL VE DİZİMSEL GÖSTERGE
Bu başlık altında, filmdeki ikili zıtlıklar belirtilmektedir. Bunlar:
- Kadın – Erkek
- Yerli Halk – Medeniyetlik
- Yalan – Doğru
- Güven – Güvensizlik
D) KODLAR
Filmde kullanılan başlıca kodlar, dizisel çözümlemede belirttiğimiz göstergelerdir. Film western türünün iyi bir örneğidir. Irk ayrımcılığı, kadın-erkek ilişkileri, medeniyet; sadece yollarda geçen bu film de yol boyunca bütün bunları anlatmıştır.
E) METAFOR VE METONİMİ
Metafor olarak filmin başında akarsuyu görüyoruz. Daha sonra Jimmy’nin İncil’den bir alıntı okumasıyla devam ediyor. Alıntıda Adem ile Havva’dan bahsediyor; aynı zamanda Aden bahçesinden ve topraktan geldiğimiz, toprağa gideceğimizden bahsediyor. Bütün bunlar filmin ana temaları olan toplumsal cinsiyet, ırk ayrımcılığı, kayboluş temalarını da yansıtıyor. Filmin başlarında gruptan birinin ağaca LOST sözcüğünü kazıması da ayrı bir metafordur. İzleyiciye yolunu bilmeyen, ışığı olmadan gittikleri yönü nasıl bir süreçte yaşayacaklarını anlatır.

F) SONUÇ
Meek’s Cutoff (Kestirme Yol) filmi, bütün bu kurgu ve olay örgüsünün sonunda ismiyle de bütünleşik biçimde bize western filmin iyi bir kurgusunu sunar ve insanlar arasında çıkan ırkçılığa, medeniyet savaşına dikkat çekerek bunu Kızılderili-Amerikalı ikilisi arasında anlatır. Yolunu kaybetmiş ama farkına sonra varan bir grubun kir pas içinde; aç, yorgun, susuz ve sabırsız durumunu bize anlatır. Film toplumsal cinsiyet, medeniyet, ırk, erkeklik gibi kavramları ve western türünün kendisini ustalıkla ele alıyor.
Share this content:














1 yorum