Guguk Kuşu Film Analizi: Foucault ve Deliliğin Tarihi

Guguk Kuşu Film Analizi

Guguk Kuşu Film Analizi: Foucault ve Deliliğin Tarihi Üzerinden Bir Okuma


Film Künyesi: One Flew Over the Cuckoo’s Nest

  • Orijinal İsim: One Flew Over the Cuckoo’s Nest
  • Türkçe İsim: Guguk Kuşu
  • Yönetmen: Miloš Forman
  • Senaryo: Lawrence Hauben, Bo Goldman (Ken Kesey’in aynı adlı romanından uyarlanmıştır)
  • Oyuncular: Jack Nicholson (R.P. McMurphy), Louise Fletcher (Hemşire Ratched), Will Sampson (Şef Bromden), Danny DeVito (Martini), Christopher Lloyd (Taber)
  • Yapım Yılı: 1975
  • Ülke: ABD
  • Tür: Dram, Psikolojik
  • Süre: 133 Dakika
  • Önemli Ödüller: 5 Ana Dalda Oscar Sahibi (En İyi Film, En İyi Yönetmen, En İyi Erkek Oyuncu, En İyi Kadın Oyuncu, En İyi Uyarlama Senaryo)

Modern iktidar; çocuğu okulla, hastayı hastaneyle, deliyi tımarhaneyle, askeri orduyla, suçluyu hapishaneyle kuşatarak bireyselleştirmiş, kaydetmiş, sayısal hale getirmiş ve egemen olmuştur. Her kişi kayıtlı hale gelince, herkes denetim altında olacak, gözetim altında tutulacaktır. Modern iktidar büyük gözaltıdır.

< One Flew Over the Cuckoo’s Nest (Guguk Kuşu) >

guguk-kusu-film-analizi-1 Guguk Kuşu Film Analizi: Foucault ve Deliliğin Tarihi
Guguk Kuşu Film Analizi

Michel Foucault “Deliliğin Tarihi” Üzerinden Sınırlı Bir Okuma

Delilik teması, Foucault’un 1961’de yayımladığı “Deliliğin Tarihi” merkezinde kabul edilir. Konuyu Foucault ve onun eseri üzerinden ele almamın nedeni; filmin alt metni olan delilik teması, biyo-iktidarın insan bedeni ve ruhu ile olan ilişkisi, iktidarın asimile etme, sindirme, korkutma ve kapatma uygulamalarını en geniş ve derin biçimde ele almasıdır. Bu eserin üzerinden çözümleme yapmanın daha aydınlatıcı olduğunu düşünüyorum.

“Büyük Kapatma” ve Toplumdışı Çehreler

Michel Foucault, eserinde meczuplar, tımarhaneler, deneyler ve hekimlerin yanı sıra adını sıkça duyacağımız **“Büyük Kapatma”**dan bahreder:

“Toplum(lar) var olduğu sürece toplumdışılar da mutlaka olacaktır ve bunlara çeşitli ad ve sıfatlar takılacaktır; bunlar, kendilerinin seçmedikleri çeşitli toplumsal kompartmanlara yerleştirilecek, tasnif edileceklerdir. Deli de bu ‘toplumdışı’ çehrelerden biridir ve tarihi zorunlu olarak sürecektir. Sürecektir, çünkü toplumun buna ihtiyacı vardır. İnsanların rahatlaması, kuramların varlıklarını kanıtlaması için deli zorunlu bir kişidir.”

guguk-kusu-film-analizi-2 Guguk Kuşu Film Analizi: Foucault ve Deliliğin Tarihi
Guguk Kuşu Film Analizi

Delinin “Hasta” Statüsü ve Akıl Bozukluğu

Foucault bu bölümde delinin “hasta” statüsüne terfi etmesini incelemektedir. Bizim çağımız da deliyi bu statü içinde tanımaktadır ve bu terfinin insani açıdan bir devrim oluşturduğu söylenmektedir. Oysa üstadın irdelemeleri yakından izlendiğinde, delinin hasta olarak kabulünden daha önemli olanın, onun nasıl bir hasta olarak kabul edildiğidir. Deliyi birlikte kapatıldığı diğer toplumdışılardan soyutlayarak, tımarhaneye tek başına kapatan zihin hali, hangi toplumsallıkların içinde dokunmuştur? “Tımarhanenin Tarihi” olarak da adlandırılabilecek bu süreçte, kurum bir anti-toplum manzarası sunmaktadır. Aydınlanma insanı kendini “akıl”ın işlevinde simgeleştirdiği için, akıl bozukluğu toplumun zıddı, yani onu tehdit eden unsurdur. Bu yüzden kapatılması ve “hasta” statüsü verilerek “ıslah edilebilir” hale getirilmesi gerekir. Tedavi, deliyi topluma geri vermek için vardır; ancak bu modelde akıl asla tanımlanmaz, sadece deliliğin zıddı olarak var olur.

İktidar ve Burjuvazi Suç Ortaklığı

Foucault kapatma işinin devlet aygıtlarının yanı sıra burjuvazinin de işi olduğunu vurgular. Burjuva toplum rahat etsin diye kendinden olmayanı dışlar. Genel Hastane, yaşlılık veya hastalık nedeniyle çalışamayanlar için basit bir sığınak değil; hapishanenin katılığı içinde terbiye edilebilen belli bir ahlâk “boşluğu”nu cezalandırmakla görevlendirilen ahlâki bir kurumdur. Müdürleri ise her tür yönetim, yargı, ıslah ve ceza yetkisine sahip kılınmıştır.

McMurphy: Sisteme Karşı Bir Direniş

Film, Jack Nicholson’ın (R.P. McMurphy) şartları daha ağır olan hapishaneden deli numarası yaparak akıl hastanesine kendini kabul ettirme diyalogları ile başlar. Başlarda McMurphy’nin neşeli tavrı ve sisteme karşı direnmesiyle film keyifli ilerler. Özellikle McMurphy’nin Hemşire Ratched ile olan çekişmesi akıllara kazınmıştır.

McMurphy, hastalara gerçekten “deli” muamelesi yapılmasını istemez; onları normal düşünen birer birey olarak görür. Hiç kimsenin konuşmadığı “sağır” Kızılderiliyle bile konuşur. Oylama sahnesinde, sindirilmiş hastaların korkularını yenip el kaldırmaları mükemmel bir andır; McMurphy sistemi ve hemşireyi bir anlığına yenmiştir. Fakat hastanenin tahakküm edici hemşiresi bunu kabul etmez, “zaman doldu” diyerek iktidarını korur.

guguk-kusu-film-analizi-1-1024x496 Guguk Kuşu Film Analizi: Foucault ve Deliliğin Tarihi
Guguk Kuşu Film Analizi

Stultifera Navis: Deliler Gemisi

Jack Nicholson’un hastaları kaçırıp tekneye bindirdiği sahnede aklıma Foucault’un eserindeki “Stultifera Navis” (Deliler Gemisi) geliyor. Deliler gemisi, tüm mürettebatın dönüşü olmayan bir okyanus yolculuğuna gönderilmesidir. Neyse ki bizim kahramanların bir dönüşü vardır.

Cezalandırma ve Trajik Final

Filmde elektroşokun sadece cezalandırmak için kullanıldığını görürüz. Tımarhane adli bir mercidir ve kendi cezalandırma araçlarını canı nasıl isterse öyle kullanır. McMurphy, kapatmanın evrensel boyutlarda tahakküm ettiğini fark eder; hapishane de hastane de aynıdır, sadece aktörler farklıdır. Bu yüzden Şef’e “Kanada’ya gidelim” der.

Filmin özünü açıklayan sahnelerden biri Billy’nin intiharıdır. Hemşirenin “annene söylerim” tehdidi, Billy’nin kekiylemesine ve ardından canına kıymasına sebep olur. Bu olayın ardından cezalandırma ikinci kez, daha sert devreye girer.

Sonuç: Modern bilimin bir mucizesi(!) olan lobotomi ile McMurphy’nin pratik zekası iktidar tarafından tamamen yok edilir. Ancak, daha önce sökmeye çalışıp sökemediği o beton lavabo, Şef tarafından sökülüp cama atılır.

“Ve yuvadan bir kuş uçmuştur.”


Share this content:

Yorum gönder