Film Künyesi: 2001: A Space Odyssey
- Orijinal Adı: 2001: A Space Odyssey
- Türkçe Adı: 2001: Bir Uzay Destanı
- Yapım Yılı: 1968
- Yönetmen: Stanley Kubrick
- Senaryo: Stanley Kubrick, Arthur C. Clarke (Arthur C. Clarke’ın “The Sentinel” adlı kısa öyküsünden esinlenilmiştir)
- Oyuncular: Keir Dullea (Dave Bowman), Gary Lockwood (Frank Poole), William Sylvester (Dr. Heywood Floyd), Douglas Rain (HAL 9000 – Seslendirme)
- Görüntü Yönetmeni: Geoffrey Unsworth
- Müzik: Richard Strauss, Johann Strauss II, György Ligeti, Aram Khachaturian
- Kurgu: Ray Lovejoy
- Tür: Bilim Kurgu, Macera
- Süre: 149 Dakika (2 Saat 29 Dakika)
- Ülke: Birleşik Krallık, ABD
- Ödüller: En İyi Görsel Efekt Akademi Ödülü (Oscar)
2001: A Space Odyssey Filmi Çözümlemesi
Çukurova Üniversitesi Eğitim Fakültesi Resim Bölümü öğrencilerinin sanat metinleri inceleme derslerinde yapılan film analiz çalışmasıdır. Bu analizin yapımı Gökhan Eren‘e aittir.
A) Film Analizi
Filmin temelinde insanoğlunun evrimsel gelişimi konu alınır. İnsanlığın ilk olarak yaşamış olduğu primat evresinin ilk olarak ele aldığı görülmektedir. Hayvanlar ile aynı koşullar ile ortak yaşam süren insanoğlu benlik bilincine kavuşmamış bir biçimde sürüler halinde yaşamaktadır. Çevrede diğer canlılardan bir fark gözetmeksizin yaşayan insanoğlu zamanı geldiğinde avcı, tam tersi durumlarda ise av olarak bilinçsiz bir biçimde temel ihtiyaçlarını karşılamaktadır.
Sürü bilincinde yaşayan primat insanoğlu belli bir süre sonra diğer primat grupları ile anlaşmazlığa girerek yaşanan tepkisel bir şiddet olayından sonra yaşadıkları bölgeyi terk ederek başka bir yerde yaşamak zorunda kalırlar. İşte tüm hikaye de bu anda başlar. Bir sabah uykusundan uyanan insanoğlu ilk defa gördüğü siyah bir taşı görüp merak içerisinde sağa sola kaçmaya başlar; sonra merak içerisinde gördükleri bu taşa karşı yaklaşımda bulunarak hayret içerisine girerek başlarını gökyüzüne dikerek taşın gökyüzünden düştüğüne kanaat getirirler.
Hayati ihtiyaçlarını karşılamanın dışında bir numarası olmayan ilkel insan, ilk merak deneyiminden sonra çevresindeki nesnelere bundan sonra daha farklı yaklaşacak ve alet yapmayı öğrenecektir. Bu ihtiyacını karşılayan insanoğlu bu evreden sonra aynı koşullar içinde yaşadığı diğer canlılardan daha baskın çıkarak hem evrimini hem de üstünlük yarışını tamamlayacaktır. Tabi bu yarışta diğer ve kendi cinsinden canlıları da yok ederek başlayacaktır.
Uzay Çağı ve Teknoloji
Filmin bir sonraki bölümünde ise ani bir geçiş yapılarak evrimini tamamlayan insanoğlu bu sefer uzayda görülmektedir. Günümüz markalarının hala devamlılığını sürdürdüğü uzayda da görülmektedir. Bilimsel bir keşif için uzaya giden bilim adamlarının filmin başında da görülen siyah taşı 4.000.000 yıl sonra tekrardan keşfeder ve araştırmak için yeni bir keşif yolculuğuna çıkar. Taşı bulan bilim adamları bu sefer bir terslik yaşar ve bir anda film farklı bir sahneye geçer.
Bu sefer ise taşın yeniden keşfedilişinden 18 ay sonrası konu alınır. Jüpiter’e araştırma için giden bir ekibin görüldüğü bu sahnede insanoğluna kendisinden daha üstün bir canlı olan ve insanoğlu yapımı olan HAL 9000 adındaki bir bilgisayar eşlik eder. Burada uyku halinde olan ve sanduka benzeri yaşam kapsüllerinde varlıklarını sürdüren uyku halindeki insanoğlu bilgisayara bağlı olarak hayatına devam etmektedir.

Ama bu evrede de bir takım sorunlar çıkar ve insanoğlunun yaratmış olduğu bilgisayar yani HAL 9000 yaşanan bir teknik sorun yüzünden arıza verir ve daha da kötüsü bilgisayarda yaşanan bu teknik sorun sonrasında insanlar gibi düşünme ve karar verme yetkisi kazanır. Bunun farkına varan astronotlar (bilim adamları) bilgisayarın görevine son verip kapatmaya karar verirler. Teknoloji ilkelerinin önceliklerine sahip olan HAL 9000 isimli robot bu durumu sezinleyip daha önce davranır ve insanoğluna karşı müdahalede bulunur ve insanı bir avcı gibi avlama mücadelesine girer. Öncelikle kendisine bağlı olarak yaşayan yani uyuyan kişilerin solunum için gerekli olan gereçlerini devre dışı olarak onları uyku halinde boğar.
Bu olaydan etkilenmeyen ya da başa çıkan insanoğlu ise yarattığı bilgisayarı yok ederek onu devre dışı bırakır. En üstün bilgisayar olan HAL 9000 kendisini yaratan insanoğlunu hesaba katmadığı için bu savaştan yenik çıkmaktadır. Filmin bundan sonrası ise tek başına kalan Dave Bowman karakterinin uzay içinde tek başına yolculuğunu izliyoruz. C haznesi isimli mini uzay aracı ile uzay gemisinden çıkan Dave karakterinin tekrar siyah taş ile karşılaşması ile başlayan hızlı bir geçiş evresi görülmektedir; bu sahneden sonra gezegenler, yıldızlar ve süpernova yani dev patlamaların yaşanmasına Dave karakterinin şahit olmasını gözlemliyoruz.
Filmin bu evresinden sonra ise birden başka bir sahneye geçiş yaşanıyor. Dave karakteri kendisini bir oda içerisinde buluyor ve odanın bir ucunda ise kendisini yaşlı bir halde yemek yerken görüyor tabi biraz daha yaşlanmış olarak. Yemek yiyen karakter ise kendisini yatakta son nefesini vermeye hazırlanırken görmektedir. Ondan sonra ise yeni halindeki bir bebeğin yatağın üstünde olduğu görülmektedir. Bu sahneden sonra gezegenler, yaşadığımız evren ve bebek aynı sahnede görülmektedir ve film sona ermektedir.

Temalar ve Öğeler
Filmdeki ana öğe insanoğlunun evrimsel ve gelişimsel sürecidir. İlk insan döneminden uzay çağına kadar insanın yaşantı evresi konu edilmiş ve uzay çağındaki yaşantılarından örnekler gösterilmiştir. Filmdeki yan öğe ise insanoğlunun çıkmış olduğu medeniyet ve uygarlık düzeyinin durma evresine gelmesidir. Öncelikle hayatını bir adım ileriye götürmek için aletler yapan ve icatlar bulan insanoğlu bir noktadan sonra kendi yarattığı aletlere bağlı bir hayat yaşayarak üreticiliğini ve merak etme sürecini yok etmiştir. Filmin genelinde ise uzay teması ve teknolojik göstergeler kullanılmıştır. Filmin başındaki ilkel insanların yaşadığı koşulları da eklemek gerekmektedir.
B) Gösterge Çözümlemesi
- Gösterge: Nesneler – Uzay – Doğa – İnsan – Teknoloji – Hayvanlar
- Gösteren: Siyah taş – Kemik – Uzay aracı – Yabani domuz – Leopar – İnsanoğlu – İlkel insan – Bilgisayar
- Gösterilen: Korku – Merak – Heyecan – Öfke – Şiddet – Sıkılma duygusu – İnanç – Gerilim – Acizlik – Güç
Bu filmde kullanılan göstergeleri altı grupta inceleyebiliriz. Nesne göstergesi olarak insanlığın elinden çıkan her türlü alet gösterilebilir. Sorunları silah olarak kullanılan kemik ile günümüz sorunlarını çözmek için kullanılan ve otoriter üstünlüğü gösteren kalemi buna örnek gösterebiliriz. Filmde kullanılan kemik insanda merak, heyecan, güç ve şiddet duygusunu tetikleyen bir nesne olarak kullanılmıştır. Sıkıntı durumunu atlatmak için kullanılan eskiz defteri ve hosteslerin ellerinde sürekli taşımakta olduğu mama benzeri gıda gereçlerini de sayabiliriz. Ama öncelik olarak en önemli nesne siyah taş olmaktadır. Çünkü siyah taş yabani insanoğlu için kutsal bir anlam taşımaktadır.
İkinci gösterge olarak ise uzay, insanoğlunun gelişim sürecinde geldiği son evreyi anlatmaktadır. Basit bir kemik ile başlayan yolculuk sonunda uzayda devam etmektedir. Artık tüm hedeflerine ulaşmış olan insan artık heyecan duygusunu yitirmiş ve sıkılmıştır.
Üçüncü göstergede doğa gösterilmiştir. Dünyada gösterilen doğa insanlık için yaşamı, uzayda gösterilen doğa ise insanoğlu için yeni bir başlangıcı ve sonsuzluğu temsil etmektedir.
İnsan ise bir hayvandan farkı olmadan sürdürdüğü yaşamını en ileri noktaya götürmüştür. İnsanın çevre, doğa ve teknoloji ile olan savaşı gösterilmiştir. Filmin başkahramanı olan insanoğlu bütün evren ile girişeceği savaştan bihaberdir. İnsan mitolojide varlığını sürdüren Odysseus karakteri ile bir benzeşme göstermektedir. Truva Savaşı dönüşü yolunu kaybeden Odysseus karakteri gibi insanlık da İthaki ülkesini temsil eden medeniyeti ve gelişimi merağı sayesinde aramaktadır. Odysseus arayıştır.
İnsanlığın kolaylaşması için gösterilen teknoloji göstergesi ise ileride insanoğlu ile mücadeleye girecek olan bir rakibi göstermektedir.

Son gösterge ise filmin başında görülen hayvanlardır. Filmin diğer bölümünde neredeyse varlıklarından bile söz edilmeyen hayvanlar, insan tarihinin doğuşunda neredeyse insanoğlu ile aynı koşullarda yaşamaktadır; kimi zaman av ve avcı olarak karşımıza çıkan yaban domuzu ve leopar hayvanları korkuyu ve normal hayatın gereksinimi olan besin gerekliliğini göstermektedir. Alet yapma yeterliliğine kavuşamayan hayvanlar filmin diğer bölümünde tarih sahnesinden çekilmiş bulunmaktadır.
C) Dizisel ve Dizimsel Gösterge
Bu başlık altında ikili karşıtlıklar verilmiştir:
- Geçmiş – Gelecek
- Korku – Güven
- Heyecan ve Merak – Sıkıntı
- Güç – Acizlik
Filmin çözümlenmesinde oluşturulan bu farklılıklar verilmek istenilen mesajın öğelerini ortaya çıkarmaktadır. Filmde insanoğlunun merakının bir sonucu olarak alet yapması insanlığın ilerlemesine ve medeniyet seviyesine ulaşmasına yol açmıştır. Filmde kullanılan ve filmin ana temasını oluşturan siyah taş ise kutsal bir anlam taşımaktadır. Bir nevi gördükleri yabancı bir nesne ile karşılaşan insanlar bu nesneden etkilenmiş ve gökyüzüne bakarak taşın gökten geldiğine inanmıştır. Bu da filmde tek tanrılı dinlerin avcı-toplayıcı toplumu nasıl oluşturduğunu göstermektedir. İlerleyen bölümlerde kullanılan uzay çağı göstergesi ise insanoğlunun ilerleyişinin ve gücünün simgesi olarak karşımıza çıkmaktadır. Öncelikle filmde marka kavramı gözümüze çarpmaktadır. IBM ve Hilton bu öğelerden yalnızca birkaçıdır; HAL 9000 isimli bilgisayarın adı ise IBM’in önceki harflerinin oluşmasından meydana gelmektedir.

D) Kodlar
Bu filmde insanlığın ve medeniyetin konu olarak ele alınması kültürel bir kod olarak gözümüze çarpmaktadır. Merak ve hayret etme duygusu ile yola çıkan insanoğlu fiziksel ve kültürel evriminin mücadelesi filmde konu edilmektedir. Filmdeki primitif insan topluluğu ne kadar çok toplu yaşantı ve dayanışmayı göstermiş olsa da filmin ilerleyen sahnesinde ailesi ile telefon görüşmesi yapan bir karakter yabancılaşmayı göstermektedir. Primitif insanın elinde bulunan kemik ile modern dönemdeki kalem ise birer güç sağlama nesnesi olarak gözümüze çarpmaktadır. Çünkü her dönemin nesnesi kendi döneminin ürünü olarak kullanılmaktadır.
Filmdeki en önemli sahne ise benim kendi görüşüm olarak filmin giriş sahnesinde çalan müziktir. Richard Strauss‘un Böyle Buyurdu Zerdüşt operasından bir eser ile film başlamaktadır; bu sahnede kendi kişisel görüşüm olarak Friedrich Nietzsche‘ye bir saygı gösterme durumu görülmektedir. İnsanlığın alet yaparak yöneten güçlü canlı bilincine uğraşması ise Nietzsche’nin üstinsan yani Ubermensch olma yolundaki yolculuğunu ele almaktadır.
E) Metafor ve Metanomi Kullanımı
Film metafor ve metanomi kullanımında oldukça geniş bir seçenek sunmaktadır. Öncelikle filmde kullanılan siyah taş Müslümanlarca kutsal sayılan gökten indiğine inanılan Hacer-ül Esved taşına bir göndermedir. Başka bir gösterge ise yazar Arthur C. Clarke‘ın İngiltere’de bulunan Stonehenge‘e yaptığı bir göndermedir. Stonehenge’in neden yapıldığı ve hangi dönemde inşa edildiği bilinmemektedir. Bir başka metafor ise birbirlerini öldüren ilkel insanların yaptığı eylemdir; burada bütün kutsal kitaplarda yazan Habil ve Kabil mitine bir gönderme bulunmaktadır.
Filmde gösterilen metaforlardan bir diğeri ise siyah taşın etrafında toplanmakta olan primat insanların gökyüzüne bakarak taşın gökyüzünden geldiğine kanaat getirmeleri ve tanrı inancının doğması olmuştur. Burada tanrı rolünü hem gökyüzünde bulunan güneş ve ay hem de siyah taş oluşturmaktadır. Ayrıca yukarıda bahsettiğim gibi Friedrich Wilhelm Nietzsche’ye de bir gönderme bulunmaktadır. Üstinsan olma yolunda ilerleyen insanın yolculuğu anlatılmıştır (Böyle Buyurdu Zerdüşt ilk bölüm pazar yerindeki konuşma).
Filmde kullanılan kalem ve kemik problemleri çözmek için kullanılan bir metafordur. Kemik alet yapma gelişiminde insanın ne kadar ilerlediğini göstermekle birlikte aleti bulan egemen insan ve alete bağlı muhtaç insan diye iki kısıma ayrılmış bir insan profili sunmaktadır. Kendi türüne zarar vermenin ötesinde kendi türünü yok eden ilk ve tek canlı olan insanın şiddeti ve gücü keşfetmesi; insanın göksel bir göz ile bundan sonra her şeye yukardan bakacağını ve kıran yok eden elleri var olduğu sürece her şeyin üstünde hakimiyet kuracağının da bir göstergesi olmuştur. Gözünü bundan sonra gökyüzüne diken insanoğlu diğer canlılar ile farklı olduğuna kanaat getirerek aletler ile gelişimine başlamıştır.
Kemik insanın gücünün farkına varması ve yapabilmesi gerçeğini bize anlatır; primatın gökyüzüne attığı kemik ise insanın bundan sonra yeryüzünün egemeni olacağını ve insanın gökyüzü ile olan bağını anlatır. Bundan sonra gözü gökyüzüne bakan insanoğlu artık yeni arayışını her zaman gökyüzünde arayacaktır. Atmosferi ilk kez aşan Yuri Gagarin‘in yeryüzü ile bağlantı kurup “Tanrı gökyüzünde de yok” demesi ve tanrıyı gökyüzünde aramasına ufaktan da olsa bir mesaj verilmektedir.
Ayrıca yerçekiminin olmadığı bir ortam olarak uzayda tam olarak yürüyemeyen insanların çocukluğu yani yeni öğrenen insana gönderme yapmaktadır; insanların yediği sıvı ve mama benzeri yiyecekler de buna bir örnektir. Bunu tuvalet alışkanlığını kazandırmak için yapılan kapı üstündeki nottan anlayabiliriz. Uzaydaki insan ise yalnızca nefes alıp vermekle birlikte sudan çıkmış balık imajı çizmektedir. Jüpiter yolculuğunu üstlenen uzay aracı yeni bir hayatı simgeleyen ve insan için üremenin temelini oluşturan spermi hem şekil hem de anlam olarak temsil etmektedir. Aynı şeyler rahim yumurta görevini gören Jüpiter gezegeni için de mevcuttur. İnsanlık gittiği yere hayatı ve medeniyeti götürmeyi misyon haline getirmiş bir canlı olarak filmde vurgulanmaktadır; gökyüzüne atılan kemik sorusuna verilecek en iyi cevap bu olmaktadır.
Filmdeki uyku kapsülleri ölüm, doğum ve koza imgesini temsil etmektedir. Ayrıca HAL 9000 insanoğlunun kendi eseri olan bir düşman olarak görülmektedir ve mitolojide Odysseus’u ve ekibini esir alan Cyclops isimli mitolojik yaratığın yeniden yorumlanmasıdır. Ayrıca her şeyi gören göz olan tanrının yeniden beden bulmuş halidir. Sorumluluklarından kurtulmak isteyen insan için HAL 9000 ya da filmdeki herhangi bir bilgisayarın önemi yalnızca insanın rahatlığı için var olan bir alternatiftir.
Bir başka metafor ise filmin sonundaki gezegenler ve galaksiler arasında yapılan ve bir odada biten seyahat olayıdır; paralel evren ve kara deliklere gönderme yapılmaktadır. Filmde ismi geçmese de Einstein ve Isaac Asimov‘a da göndermeler vardır. En önemli metafor burada kullanılmıştır. Burada insan hayatının evreleri görülmektedir ve ölüm döşeğinde yatan adamın göstermekte olduğu siyah taş insanın hala bir arayış ve macera içerisinde olduğunun göstergesidir. Odysseus ismi filme adını vermiş olsa da filmde mitolojideki Odysseus karakterinin varlığı insanoğlunun merak ve arayışını göstermektedir. Odysseus’un aradığı İthaki ülkesi filmde insanoğlunun arayışını temsil etmektedir. Odysseus meraktır, akıldır, kurnazlıktır. Odysseus fikirleri ve keşifleri yüzünden Truva’nın yok oluşuna neden olmuş ve trajedilerin yaşanmasına sebebiyet göstermiştir. Filmdeki Truva Atı başlangıçta elinde kemik tutan ilk insanın aleti keşfetmesi ve yok edici gücü elinde tutması sürecini oluşturur. Metanomi ise filmde görülmekte olan maymun adamlar, astronotlar ve araç gereçlerdir. Kemik, kalem ve tornavida insanlığın gelişim evrelerini göstermektedir.
F) Sonuç
Sonuç olarak 2001: A Space Odyssey filminin ana konusu insanlığın hikayesidir. Mağaralarda gölgelerde yaşayan insan Platon‘un mağara alegorisindeki gibi merak ve keşfetme duygusu ile çıktığı yolculukta sona doğru ulaştığına kanaat getirmiş olsa da hala yerine oturmayan taşlar olduğu filmde görülmektedir. İnsanlığın, dinlerin ve insanın doğadaki yerinin ne olduğunu Stanley Kubrick bizlere yani izleyicilere sunmuştur. Film daha önce de bahsettiğim gibi Odysseus karakterinin kurtuluşu olan İthaki ülkesini anlatmasını metaforik bir biçimde ele almaktadır.
Bir primat olarak başlayan bu yolculuk hikayesi Truva Atı olarak adlandırılan nesnelerin ve aletlerin kullanımı ile insanlığın gelişimini anlatmaktadır. Filmde gösterilen HAL 9000 isimli bilgisayar mitolojideki Cyclops isimli efsanevi yaratığa bir göndermedir. Sonuç olarak insanoğlu hala evrimine devam etmektedir. İlk heyecanı ve merağından bir eser olmasa bile bu süreç hala devam etmektedir.
Kişisel Not: Arthur C. Clarke’ın senaryoyu oluşturma sürecindeki başarısı görmemezlikten gelinmemeli. Filmdeki gerçeklik başarısını sağlayan en büyük etken ise internette okuduğum yazılar sonucunda NASA’nın Kubrick ve ekibine olan maddi yardımı olmuştur. Aya gitmeden önce bence NASA gerçek bir simülasyon ortamı oluşturmuştur.
Share this content:














Yorum gönder