FİLMİN KİMLİĞİ
- FİLM KÜNYESİ
- Orijinal Adı: Faust
- Yönetmen: Alexander Sokurov
- Senaryo: Alexander Sokurov, Marina Koreneva (Goethe’nin eserinden esinlenilmiştir)
- Oyuncular: Johannes Zeiler (Faust), Anton Adasinsky (Şeytan/Mauricius), Isolda Dychauk (Margarete)
- Tür: Dram, Fantastik
- Yapım Yılı: 2011 (Türkiye Vizyon: 2012)
- Ülke: Rusya
- Ödüller: Venedik Film Festivali – Altın Aslan
KONUSU
Goethe’nin bilginin arayışı hakkındaki trajedisinden esinlenen Faust, ruhunu şeytana satan kahramanını izliyor. Filmin baş kahramanı Faust, felsefeyi, tıbbı, doğa bilimlerini, teolojiyi araştırmış, gençlik ve olgunluk çağını yeryüzünün sırlarını çözmek için tüketmiştir. Bütün hayatının muhasebesini yapmakta ve sonuç olarak gerçeğe ulaşamadığını anlamaktadır, içerisinde asla dolduramadığı bir boşluk ve binlerce cevaplayamadığı sorusu vardır. O dönemde ülkede veba hastalığı sarmıştır ve herkes Faust’tan yardım istemektedir. Herkes gibi Faust da yoksulluğun nimetlerinden yararlanmaktadır ve bir gün güzel ve genç Margarete’a aşık olur ve şeytanla anlaşma imzalar. Film bize Faust’un; Tanrı, aşk ve şeytan arasındaki serüvenini anlatır.

GÖSTERGESEL ÇÖZÜMLEME
| GÖSTERGE | GÖSTEREN | GÖSTERİLEN |
| İnsan | Faust, Wagner, Margarete, Mauricius (şeytan) | İnsan ruhunu aramak, sadakat ve sadakatsizlik, güzelliği ile erkeğe karşı kullanılan kadın, tanrı yolundan ve insani değerlerinden çıkma.. |
| Mekan | Faust’un, Şeytanın, Öğrencisinin, aşık olduğu kadının evi. Kilise, orman ve sokaklar.. | Belirli bir bölgede birbiriyle ilişki içinde olan insanların yaşadığı ortamlar ve o yaşamlarla ilgili ip uçları.. |
| Nesne | Yüzük, kitap, kafes, baston ya da asa, | Maddi ve manevi değer, hayatı anlamak, hükmetme, muhtaç bırakma, güç, aitlik |
| Doğa | Orman | Özgür alan.. |
| Zemin | Kurgulanmış ve doğal mekanlar | O döneme aitlik, anlatılmak istenen konuyu güçlendirme |

DİZİSEL VE DİZİMSEL ÇÖZÜMLEME
- Usta – Çırak
- Ölü – Diri
- Hasta – Sağlıklı
- Zengin – Fakir
- Masum – Suçlu
- Aç – Tok
- Doğrular – Yanlışlar
- Güzel – Çirkin
- Aşk – Kaybetme korkusu
- İnanç – İnançsızlık
FİLMİN KISA ÖZETİ
Faust, ömrünü insan ruhunu, gerçekliği aramaya adamış bir doktor. Veba salgını ve uç ekonomiye sahip bir toplumda yaşam mücadelesi vermektedir. İnsanların açlıktan birbirlerine zarar verebileceği, ellerinde ne varsa satıp yerine karnını doyurabilecek bir şeyler almaya çalışan ya da bu şekilde para bulan bir toplum. Faust da bu şekilde para bulmaya çalışırken şeytanla tanışır ve ona para karşılığı verebilecek bir şeyler arar. Oysa şeytanın amacı farklıdır. Beşeri olan şeyleri Faust’a tekrar hatırlatıp tanrıyla arasına girmektir. Bunun için kullanabileceği en büyük silah da şehvettir. Genç ve güzel bir kadın olan Margarete’a olan ilgisini fark eden şeytan, Faust’la ruhu karşılığı yapacağı anlaşmanın tohumlarını ekmeye başlar.
Faust’u, Margarete’a olabildiğince yaklaştırır ve bunu yaparken insanların zayıflıklarından yararlanmakta tereddüt etmez. İşler içinden çıkılamaz bir hal aldığında ise Faust’a ruhu karşılığı imzalayacağı anlaşmayı yaparlarsa, Margarete’ın onun olacağını söyler. Aşk ve şehvetten gözü dönen Faust mürekkebi olmaması durumunda anlaşmayı kanıyla imzalar. Ama şeytan sözünde durmaz ve ruhunu aldığı Faust’a hükmetmeye çalışır.
KARAKTERLER
- Faust: Kumral, mavi gözlü, orta yaşlı, olgun görünümlü, vicdanlı biri. Yaşamı sürekli sorgulayan ve anlamaya çalışan sakin biri.
- Mauricius (şeytan): Beyaz tenli, dökük cılız saçlı, dar omuzlu ama aşağıya doğru genişleyen biçimsiz fiziğiyle yerine göre yaşlı, yerine göre genç hareketlerde bulunan kurnaz, vicdansız, komik bir adam.
- Margarete: Sürekli toplu sarı saçları, beyaz teni, masum gözleri, küçük dudağından kocaman gülümseme oluşturuşuyla hayranlık bırakan genç ve diri bir kadın.
- Wagner: Kumral, renkli gözlü, ustasına (Faust) hayran, şapşal hareketler sergileyen bir adam.
ANLATIMSAL ÇÖZÜMLEME
Film insan ruhunun bedendeki arayışıyla başlamaktadır. Bunun üzerine Faust’un ‘tanrı heryerdedir, öyleyse hiçbir yerdedir’ yorumu üzerine öğrencisinin ‘para neredeyse, şeytan da oradadır’ söylemi ‘şeytanın’ ne şekilde karşımıza çıkacağı merakını uyandırmaktadır. Daha sonra; öğrencisinin kadavraların parasını nasıl ödeyeceklerini sorması, Faust’un sokağa çıktığında gördüğümüz halkın durumu, babasının yanına para istemek için gidip, babasının kendisine gelen yemeği bile oğluyla paylaşmaması, yaşanan ülkenin ne kadar sefalet içerisinde olduğunu bize sergiliyor. Tabi ki zengin kesimin varlığı da söz konusu.

Babasının yanından çıktığında sokakta yiyecek için ufak bir çocuğu sıkıştırmış iki kişiyle karşılaşıyor ve çocuğa yardım ediyor. Bu davranış Faust’un ne kadar çaresiz olursa olsun vicdan sahibi bir insan olduğunu vurguluyor. Yolda yürürken, insanları incelerken, her an sürekli hayatı sorgulayan bu adam para edecek değere sahip olduğunu düşündüğü yüzüğünü satmaya şeytanın yanına gidiyor. O kişinin şeytan olduğundan henüz haberi yok Faust’un. Şeytan yüzüğün çok değerli olduğunu fakat bunun için ona para vermeyeceğini söylüyor. Ondan bir kitap imzalamasını istiyor ve ilk defa bu sahnede mürekkep alacak parası dahi olmadığını öğreniyoruz. Şeytan kendi mürekkebini vererek imzalatıyor. Daha sonraki sahne Faust öğrencisinin evinde kitap okuyor ve yine araştırması üzerine sohbet ediyorlar. Faust’tan rahatsız olan evin sahibesi ayaklarını yıkarken sıcak su dökerek ve ardından şeytanın eve girmesine izin vererek bunu belli ediyor.
Şeytan gelir ve Faust’u götürür, kadınların çamaşırları yıkadığı bir mekana ve orada Margarete’ı görür. Şeytan komiktir ve kadınları güldürür. Soyunur ve suya girer. İnsan gibi görünen bir vücudu vardır ama erojen bölgesi ters taraftadır. Herkes şeytana bakar ve güler, onu incelerler. Daha sonra Faust’un Margarete’a olan bakışlarını fark eder. Oradan çıkıp bir meyhaneye girerler. Orada bir grup asker içki içerler. Faust alışkın olmadığı bu yerde tedirgin bir şekilde otururken şeytan ortalarda dolanmaktadır. Meyhanenin sahibi gelip Faust’la sohbet eder ama sonradan konuyu alaya alır. Şeytanın verdiği siparişleri getirmeye gider. Ardından Faust kalkar ama meyhanenin sahibi buna izin vermez ve hesabı kimin ödeyeceğini sorarken bir arbede yaşanır. Şeytan biraların tadı hakkında kötü konuşunca tartışma başlar bir genç arasında. Eline keskin bir nesne alır ve şovuna başlar. Duvarı delerek oradan şarap akıtmaya başlar. Herkes çıldırmış gibi şarap içmeye çalışır. Şeytanın atıştığı asker de tadına bakar ve tıpkı şeytanın yaptığı gibi şaraba kötü yakıştırmalar yapar. Atışırlarken şeytan öyle bir atak yapar ki; arkadan habersiz bir şekilde elinde sivri nesneyle yaklaşan Faust’un üstüne itekler genç askeri. Kimse bu durumu fark etmeden şarabı içme derdinden. Şeytanın ısrarıyla orayı terk ederler. ‘Şimdi ne yapacaksın?’ der şeytan Faust’a, ne kadar gerçek bilinse ve Faust kaza olduğunu söylese de artık suç onun olmuştur bu soruyla. Yürürlerken Margarete’ı görürler, elinde çamaşır sepeti eve gidiyor tüm kadınlar gibi. Faust da peşinde, kendine hakim olmadığı çok belli olan bir hareketle kızın boyununa doğru eğilir ve koklar.
Hemen ileride kafes içinde vebalı bir insan ve karşısındaki evde ölmüş birisi. Bir kalabalık toplanmıştır ve Faust’un babası da gelmiştir şeytanı orada görünce bağırıp, küfredip, darp etmeye çalışır. Faust uzaklaştırır ve burada anlarız ki Faust’la Şeytan arasında bir bağ kurulmaya başlanmıştır. Margarete’ı evlerine kadar takip ederler ve meyhanede ölen gencin, kızın abisi olduğunu öğrenirler. Bu durumda şeytan Faust’a yardımcı olur ve gün geçtikçe Faust’u kendisine bağlar. Paylaşımları artmaya başlar. Hemen para bulur ve kızın annesine oğlunun ölümünün kaza olduğunu Faust’un adını ifşa etmeden söyler. Kadın bu kazaya neden olanı ve parayı kimin verdiğini merak eder ama pek de sorgulamaz. Cenazede Faust Margarete’ın yanına gelir ve eline dokunur. Onu ne kadar fazla arzuladığını ve ona sahip olabilme isteğini hissedebiliriz.
Ormanda dolaşmaya çıkarlar, Faust Margarete ayrı annesi ve şeytan ayrı. Şeytan annesini oyalamaktadır fakat bu uzun sürmez. Annesi Faust’la başbaşa görünce kızı hırpalamaya başlar. Annesiyle anlaşamadığı aşikardır. Kadın donuk suratlı, katı ve merhametsiz bir görüntüye sahiptir. Daha sonra kızı kilisede hangi gün ne şekilde göreceği ve konuşacağı aklını Faust’a yine şeytan verir. Kilise günü şeytan papazı oyalarken Faust papaz kısmında kızı dinleyecektir. Olaylar aynen de böyle olmuştur. Kız papaza (Faust) annesinden nefret ettiğini bunun bir günah olduğunu ve bunun için tanrıdan af dilediğini söyler. Sonra Faust çıkar kabinden bunun bir günah olmadığını söyler biraz konuşurlar. – Yalnız kız kiliseye gelirken Faust’un öğrencisi yolunu keser ve kendisinin Faust olduğunu Faust’un yalan söylediğini söyler. Faust’u çok seven ve ömrünün sonuna dek onu görmek isteyen öğrencisi Faust’un yerinde olmak istemiştir. Kendisi ruhunu şeytana satarken belki de bunu istemişti –
Kız eve gider, meyhane ve daha sonrasında Faust’u takip eden bir çift göz annesine oğlunu Faust’un öldürdüğünü söylemiştir bile. Kız da bunu öğrenir ve Faust’u görmeye gider. Yatağında yatan Faust kızı görünce afallar, toparlanarak buyur eder. Kız oturur ve uzun süre bakışırlar. Tam giderken sorar kız. ‘Kardeşimi sen mi öldürdün?’ hayır cevabını duymak ister ama Faust doğruyu söyler. Artık her şey daha karışık durumdadır. Şeytan’dan yardım ister ama şeytan ruhu karşılığında kızın onun olacağını söyler. Yine mürekkep yoktur ama daha önce aralarında lafı geçtiği üzere Faust imzayı kanıyla atar. Bir sonraki karelerde kız su kenarında bir yerdedir intihar etmek üzere gibi durmakta. Faust arkasından yaklaşır ve beraber suyun dibine dalarlar. Uyandıklarında annesinin odasında çıplaklardır. Faust bir rüyada gibi kalkar ve çıkar odadan. Bu sırada şeytan pencerede yanındaki yaratıkları içeriye yollar.
Faust çıktığında ona zorla zırh giydirir ata bindirir ve uzak bir yere doğru yol alırlar. Gittikleri yerde öğrencisi ve bir kaç kişi daha Faust’un üstüne saldırır ve onları bırakmamalarını söylerler. Yaşanılacak bir yer olmayan kayalık bir yer. Ne yatacak ne de barınacak bir yer değil. Kuş uçmaz kervan geçmez deyimi tam buraya göre. Şeytan Faust’un elinden tutar ve seninle işimiz bitmedi diyerek çekip çıkarır aralarından. Biraz daha yürürler bu sırada dikkati çeken yer Faust’un tanrıya yalvarmasıdır. İnsanların en zor zamanlarında tanrının akıllarına gelmesi ve yakarması burada da vardır. Her insan gibi Faust da bunu yapmaktadır. Faust şeytana kendisine yalan söylediğini söyler, Margarete’nin onun olacağı konusundaki anlaşmalarını hatırlatır. Buna karşılık Şeytan artık Faust’un sahibi olduğunu ona ait olduğunu söyleyince Faust şeytanı yere devirir ve üzerine koca taşlar atarak onu etkisiz hala getirir. Arkasına döner ve hür olduğunu düşünen bir tavırla gider.
METAFOR
Filmde veba salgını taşıyan insanlar tıpkı kuş gibi kafese kapatılmışlardır. Hasta olan insanlara hayvan muamelesi yapılmaktadır. Siyah renk giyinmiş bir adamın ve rahibin ölüme benzetilmesi de bir metafordur.
Share this content:













Yorum gönder