

FİLMİN ÇEŞİTLİ TEKNİKLERLE DEĞERLENDİRİLMESİ
Filmdeki sinematik teknik gayet iyidir. Belli başlı filmi oluşturan öğeler; sinematografi mekan, kurgu, ses, aydınlatma, oyuncular gayet doğaldır.
MEKAN DÜZENLEMESİ
Mekan düzenlemesi olarak yapay bir şekilde oluşturulmuş bir mekandan ziyade daha doğal, gerçek yaşamın ta kendisi olan mekanlar tercih edilmiştir.
KOSTÜM TASARIMI
Filmde genel olarak çoğu şeyde doğallık göze çarptığı gibi kostümler de sıradan insanların giydiği günlük kostümlerdir ve gayet doğaldır. Tüm bunlar yönetmenin filmin gerçekçiliğine inandırışını gösterir.
AYDINLATMA
Aydınlatma, ışık olarak yine doğal gün ışığı çoğunlukla kullanılmıştır, yine doğallık ağır basmaktadır.
OYUNCULUK
Filmdeki oyuncuların performansları filmin gerçekçiliğini tam olarak yansıtmaktadır. Oyuncuların filmdeki performansında tabi ki rollerin başarılı bir şekilde yansıtılmasından kaynaklanır. Hareketler abartısızdır ve normal dışı hareketler pek görülmemektedir.
SUBJEKTİFLİK
Filmde tabi ki subjektiflik vardır. Yönetmenin ülkede gördüğü düzensizlik, olumsuzluk örtülü bir şekilde; ama yönetmenin isteği doğrultusunda sunulmaktadır. Genel olarak yönetmen, “AT” filminde neredeyse her kareye ince ayrıntılar yerleştirmiştir. Simgesel anlatımın, görüntü zenginliğinin örnekleri vardır.
Fantastik, gerçek üstü yaklaşımlar filmi ve anlatımı büsbütün derinleştirmiştir. Bir günbatımı eline batan İstanbul manzarasına doğru uzanır, nezarethanedeki mahpus çocuklar kendi düşlerinin türkülerini söylerler, tam da herkes eğilirken ölür, o an kafesindeki kuş azad edilir.
- Bir restoran’da hiç tanımadığı bir adam Hüseyin’e ikide bir ‘’Hoşgeldin abi” der. (Metropol yalnızlığı)
- Sokaklarda arabesk şarkılar hiç eksik olmaz. (Yozlaşma)
- Belediye binasının önünde Hüseyin’in üç tekerlekli arabası zincire vurulur. (Düşler zincirde)
- Oğlunu yitirmiş kadının sesini staddaki sesler bastırır. (Acılara duyarsız toplum)
Film, bu başarıları yanında hem senaryo, hem de teknik açıdan kimi kusurlarda taşır. Özellikle bir sahne ilginçtir. “Hüseyin, seyyar arabasıyla zengin bir adamın otomobiline çarpar. Adam onu tartaklar. Hüseyin ve oğlu oradan uzaklaştıktan sonra bunları seyreden bir delikanlı zengin adama müdahale eder: ”Ayıp değil mi, adama bu kadar bağırmaya hakkınız var mı?”
Adam cevap verir: ”Kahyasımısın bunların? Bu memlekette bağırmaya bile hürriyet yok be!” Ama bu konuşmalara Hüseyin şahit olmaz. Çünkü seyyar arabasıyla oradan uzaklaşmıştır. Bunun düşünü gören Hüseyin, tartaklama sahnesinin yanında şahit olmadığı görüntülerin de düşünü sürdürür.
Ayrıca zıtlık ve çelişkiler de vardır. Bir babanın oğlunun okuması için önce zahmete girip yerini yurdunu terketmesi, İstanbul’da birçok sıkıntılara katlanması ve filmin bir sahnesinde oğlunu sokak ortasında fena halde çevredekilerin müdahalesine rağmen dövmesi de bir çelişki oluşturmaktadır.
GÖSTERGEBİLİMSEL TABLO
| GÖSTERGE | İNSAN | KONU | DOĞA | ZEMİN |
| GÖSTEREN | HÜSEYİN, FERHAT | TOPLUMSAL KONU “OKUMA” | 1982 İSTANBUL’U SÜLEYMANİYE’Sİ | İSTANBUL |
| GÖSTERİLEN | UMUTLU ÇARESİZ | TOPLUMSAL KONU ”OKUMA” | İŞLENMEMİŞ DOĞA | UMUT VE ARAYIŞ |
Kavramsal Açıklamalar
- İNSAN: Umudunu yitirmemiş, çaresiz; ama hala bir arayış içinde olan kişi.
- KONU: Günümüzün de ne büyük toplumsal problemi olan “Okuma” konusu ele alınmıştır.
- DOĞA: 1982’de İstanbul’dan genel bir görünüş vardır. Yapılandırılmamış, yani işlenmemiş, olduğu gibi verilmiş bir doğa hakimdir.
DİZİSEL VE DİZİMSEL ÇÖZÜMLEME
İkili karşıtlıklardan yaralanılmıştır. Diyalektikler vardır:
- Güçlü – Güçsüz
- Kararlı – Kararsız
- Umutlu – Umutsuz
- Korkusuz – Korkulu
- Başarılı – Başarısız
Filmde özellikle umutlu-umutsuz diyalektiğinden ve başarılı-başarısız diyalektiğinden yararlanılmıştır.
Bunları Biliyor Muydunuz? (Trivia)
- Genco Erkal’ın Hazırlığı: Usta oyuncu Genco Erkal, Hüseyin rolü inandırıcılığını artırmak için çekimlerden önce uzun süre gözlem yapmış ve fiziksel olarak bu ağır yüke hazırlanmıştır.
- Ödül Başarısı: Film sadece Türkiye’de değil, yurt dışında da büyük ses getirmiştir. Brezilya’daki Sao Paulo Film Festivali’nde Büyük Ödül‘ü kazanarak Türk sinemasının uluslararası başarısına katkı sağlamıştır.
- Gerçek Mekanlar: Filmdeki yıkık dökük hanlar ve dar sokaklar dekor değildir; 1980’lerin başındaki İstanbul’un, özellikle Süleymaniye ve çevresinin filtresiz, gerçek görüntüleridir.
At Filmi Hakkında Sıkça Sorulan Sorular (SSS)
(Bu bölümü yazının en altına eklemeniz, Google’ın “Kullanıcılar bunları da sordu” kutucuklarında çıkma şansınızı artırır.)
At filmi nerede çekildi?
Film, İstanbul’un tarihi yarımadasında, özellikle Süleymaniye, Eminönü ve çevresindeki eski hanlar bölgesinde çekilmiştir. 1980’lerin İstanbul silueti filmde net bir şekilde görülür.
At filminin sonunda ne oluyor?
Filmin finali trajik bir sonla biter. Baba Hüseyin, pazar yerinde bir tartışma sonucu bıçaklanarak öldürülür. Oğlu Ferhat’ı okutma hayali yarım kalır ve cenazesi köyüne gönderilir. Bu son, “tutunamayanların” yenilgisini simgeler.
Filmdeki Ferhat karakterini kim oynuyor?
Hüseyin’in oğlu Ferhat karakterine, çocuk oyuncu Harun Yeşilyurt hayat vermiştir. Performansı, filmin dramatik yapısının en güçlü ayaklarından biridir.
Share this content:













Yorum gönder