BLACK (2005) FİLM İNCELEMESİ ( FRAGMAN ALTTA)
FİLM KÜNYESİ
| Orijinal Adı | Black |
| Yapım Yılı | 2005 |
| Yönetmen | Sanjay Leela Bhansali |
| Başrol Oyuncuları | Amitabh Bachchan (Debraj Sahai), Rani Mukerji (Michelle McNally) |
| Tür | Dram |
| Süre | 122 Dakika |
| IMDb Puanı | 8.1 |
| Köken | Bollywood (Hint Sineması) |
Film Hakkında Kısa Bilgi: 2005 yapımı Black, Hint sinemasının en etkileyici dram filmlerinden biridir. Görme, işitme ve konuşma engelli Michelle McNally’nin, öğretmeni Debraj Sahai sayesinde karanlık dünyasından kurtulup hayata tutunmasını konu alır. Film, ünlü yazar ve aktivist Helen Keller’ın hayatından ve mücadelesinden esinlenilmiştir.
Anlatı Yapısı ve Olay Örgüsü
Sanjay Leela Bhansali’nin 2005 yapımı BLACK filmi, hayatını karanlıkta yaşamaya mahkûm sağır ve kör bir kızın öğretmeni sayesinde başarabildiklerini dramatik bir şekilde anlatmaktadır. Bu film için klasik bir anlatıdır diyebiliriz. Çünkü bir olayla diğerleri arasında mantıksal ilişkiye dayanan bir olay örgüsü var; öykünün odak noktası karakterlerdir ve filmin sonunda mutlu bir kapanış yer almaktadır.
Öyküye dayalı bir anlatı kullanılmıştır. Bu film anlatısını tamamen ana karakterin yaşam öyküsüne odaklamıştır. Öykü, olayın son günlerinden başlayıp bir dizi geriye dönüşlerle oluşturulmuştur. Olay örgüsü zamandizimsel sıraya göre ilerlememektedir. Filmde öğretmenin ortadan kaybolduğu 12 yıllık süre ve Michelle’in 8 yaşına gelinceye kadarki dönemi açıkta bırakılmış.
Öykünün aktarılma biçiminde; olaylar ana karakterin sesiyle oluşturulmuş, olay örüntüsünü düzenleyenin söz konusu karakter olduğunu anlamamızı sağlayan bir dış ses kullanılmıştır. Olay örgüsü belli bir yönde, belli bir hedef doğrultusunda ilerlemektedir. Öykünün ilerlemesi sırasında dikkat çeken en önemli teknik öge, ışığın kullanılış biçimidir.
Karakter Analizi: Azim, İnanç ve Sabır
Ana karakterlerden biri olan Michelle, bebekken görme ve işitme yetisini kaybetmiştir. Varlıklı Hintli bir ailenin ilk çocuğudur. Sekiz yaşına gelen kızın kendisine ve çevresine zarar verdiğini düşünen aile (baba!), bu sorunu çözmeye yöneliyor. O, ya akıl hastanesine gidecektir ya da bir öğretmenden yardım alacaktır.
Babasının iyileşeceğine inanmamasına rağmen annesinin ısrarı üzerine öğretmeni denemeye karar verirler. İşte bu andan itibaren filmin asıl teması olan AZİM, İNANÇ ve SABRIN neleri başarabildiğine tanık oluyoruz. Kızın anneyle, babayla, öğretmeniyle ve kız kardeşiyle (kıskançlık, sevgi) olan ilişkileri olay örgüsü içinde çeşitli şekillerde vurgulanmıştır.
Film temelde iki karakter üzerinde odaklanmaktadır: Michelle ve Öğretmeni Debraj. Bir okulda 30 yıl çalıştıktan sonra yeterince değer verilmeyen biri olan Debraj, Michelle’i kendisini ispatlamak için bir fırsat olarak görüyor. Bu karakterler azmi, inancı ve sabrı temsil etmektedirler.
Mekân ve Mizansenin Sembolik Dili
Bu filmde nesnel görüş noktası kullanılmıştır. Genellikle olayları kişilerin öznel bakış açısından izlemiyoruz. Film; ana karakteri arkadan alan, aşağıdan yukarıya ve karanlığın içinden aydınlığa doğru baktığımız derinlikli bir genel çekimle başlıyor.

Işık ve Mekân Paradoksu
Sahnede dikkat çeken bir paradoks var: Sağır ve kör birisinin bol ışıklı yüksek pencereler önündeki masada ışığa karşı oturması ve sağ üst tarafında büyük bir rüzgâr çanının bulunması… Mizansenin bu şekilde hazırlanması ışığın ve karanlığın izleyiciye hissettirilmesi olabilir mi?
Filmdeki iç mekânlar öylesine büyük ve yüksek tavanlı ki, amaç boşluk ve hiçlik duygusu oluşturmak mı? İzleyici kendisini ana karakterin yerine koyup bu duyulardan yoksun olmanın nasıl bir şey olduğunu hissedebilir.
Dini Simgeler ve Kilise Estetiği
Mekân içinde çok sayıda büyük boyutlarda heykeller ve tablolar dikkat çekiyor. Dini simgelere çok fazla yer verilmiş:
- Evin dışında haç figürü,
- Bir sahnede kızın arabanın camının buharına haç çizmesi,
- Evin içinde büyük Meryem Ana tablosu vb.
Evin içindeki odalarda kendinizi sanki büyük bir kilisenin içinde gibi hissediyorsunuz. Kiliselerin bu şekilde büyük ve yüksek tavanlı yapılmasının nedeni insanın kendisini Tanrı karşısında çok küçük ve aciz hissetmesini sağlamaktır. Evin içindeki birçok sahnede büyük karanlık salonlara, yüksek büyük camlardan ışığın mistik bir şekilde girdiği görülüyor.

Sinematografi ve Teknik Detaylar
Çekimler genellikle uzak genel çekimden, yüzler veya ellere odaklanan yakın plan çekime geçiyor. Kesmeler görüntünün kararmasıyla oluşturuluyor. Hatta ilk sahnede olay dış sesin anlatımı ile sürerken görüntü kesiliyor ve oldukça uzun bir süre karanlığı izliyoruz.

Karanlığın ardından kameranın aşağıdan yukarıya doğru genel çekim yaptığı kilise görüntüsü ile devam ediyor ve son sahnede yine aynı kilise görüntüsü ile noktalanıyor. Çekimdeki görüntülerin tonları genellikle siyah-beyaz ağırlıklıdır. Renkli çekimlerde de parlak renklere pek rastlamıyoruz. Film hız olarak yavaş sayılabilecek bir hızdadır.
Sömürge Kültürünün İzleri
Filmde dikkat çeken bir nokta da; konunun Hintli bir ailenin dramı olmasına rağmen; mekânlar, giysiler, konuşmalar ve yeme-içme tarzlarının hiçbirinin Hint kültürünün ürünü olmamasıdır. Bu da Hindistan’ın 1500’lü yıllardan başlayan ve 250 yıl kadar süren sömürge geçmişinden kaynaklanıyor olabilir. Sömürgeciliğin ülkede az miktarda olumlu (modern hayatla tanışma vb.) ancak daha çok olumsuz etkileri olmuştur.
Sonuç
Toplumun engelli bireylere karşı bakış açısının ve engelli insanların kendilerine karşı tavrının; “azim”, “inanç”, “sabır” ve “imkânsız” kavramlarının sorgulanıp analiz edilmesi açısından kayda değer bir filmdir.
DİĞER ANALİZ VE İNCELEMELERİMİZİ TAKİP ETMEK İÇİN TIKLAYINIZ.
Share this content:














1 yorum