Fahrenheit 451 Film Analizi: Göstergebilim ve Toplumsal Eleştiri

 Fahrenheit 451 Film Analizi: Göstergebilim ve Toplumsal Eleştiri

  • Film Adı: Fahrenheit 451
  • Yönetmen: François Truffaut (1966) / Ramin Bahrani (2018)
  • Tür: Bilim Kurgu, Dram, Distopya
  • Eser: Ray Bradbury (Roman)
  • Temel Konu: Kitapların yasaklandığı bir gelecekte itfaiyecilerin kitapları yakması ve bir itfaiyecinin uyanışı.

FİLM’İN ÖZETİ

Kitapların varlığını, bütünlüğünü ve iktidarını sürdürebilmek için en birincil tehdit olarak gören Devlet, öncelikli savaşını ülkedeki bütün kitapların yakılarak yok edilmesine vermiştir. Belirsiz bir gelecekte, özel yanmaz giysileriyle ‘itfaiyeciler’; kimi evlere düzenledikleri baskınlarda içinde su yerine gazyağı bulunan hortumlarla, evlerde ele geçirdikleri kitapları yakarlar. İtfaiyecilerin tek görevi budur.

İtfaiye teşkilatında çalışan ve görevi bulunan kitapların derhal yakılarak yok edilmesinde görevli olan itfaiyecilerden Guy Montag; toplumun bütün üyelerinin hayatlarındaki boşluğu ve farkında olmadıkları mutsuzluklarını doyurabilmek için hap içerek hayatta kalmaya çalıştıkları bir ortamda kendisini son derece yalnız hissetmektedir.

Sistem tarafından beyni kitapların zararları ile doldurulmuş olan Guy, tam bir kitap aşığı ve dolayısıyla sistem muhalifi bir kıza aşık olunca hayatındaki tüm dengeler bozulmuştur. O güne kadar hiç sorgulamadığı sorular uyanmaya başlar kafasında. Kitaplar nasıl şeylerdir, insanların birlikte yanmayı bile göze aldığı bu kitaplarda neler vardı?

Montag’ın Dönüşümü ve Kitap İnsanlar

Montag artık işini, eşini ve tüm yaşamını başka bir gözle değerlendirmeye başlar. Kitapları düşünür ve her kitabın arkasında bir insanın varlığını duyumsar, çünkü her kitabı bir insan düşünüp yaratmıştır.

Montag bundan sonra yakmak için girdiği evlerden kitap çalmaya başlar ve gelişen olaylar sonucunda, yasa dışı aranan bir suçlu durumuna düşer. Sonrasında kendini kitaplara adayan, şehirden uzak yerde yaşayan, kendilerine ‘kitap insanlar’ adını veren insanlarla yaşamaya başlar.


DÜZ ANLAM, YAN ANLAM VE MİTLER

Düz Anlam

Bu duruma en iyi örnek Fahrenheit 451’de kitaplar olurdu sanırım. Aslında insanı geliştiren, yoksunluğunu ve yalnızlığını onda unuttuğu tek şey kitaptır bence. Bunu bir zıtlık olarak düşünüp tam tersini sorgulamak istemiştir.

O zamanki kültüre baktığımızda yaşantının sıradan bir anlamı olduğunu, herkesi eşit tutmak gibi bir amaç belirtisindeyken bir yandan da insanlığı yok etmek düşüncesi, kendi boyunduruğu altında tutma düşüncesi içinde bir devlet vardır.

Yan Anlam

Buradaki göstergelerin hemen hemen hepsinde bir yan anlam vardır. Anlamlandırmada farklılığı yaratan yan anlam olduğundan kişiden kişiye değişen düşünceler yansıtmaktadır. Toplumda yaygın olan kitap düşmanlığı, yani yasaklamalar sonucunda ortaya çıkan bu düşünce; sürekli arayış, belli düzen ve sıradanlıkta kalma, kendini açığa çıkaramama, hastalıklar vb. anlamları taşır.

Mitler

Burada kültürün gerçekliğini ortaya koyan ilkel mitlerden yaşam ve ölüm, iyi ve kötüdür. O zamanki toplumun yaratılmadan çok devleti kendi düzeni için, insanın yaratılışını açık bir gözle bakamamasıdır. Bu durumu sadece zaman içinde evrimsel, kendini bulmaya çalışan bir toplum olarak görebiliriz.


SEMİYOTİK ANALİZ: METAFOR VE METONİMİ

Metafor (Eğretileme)

Filmde ağırlıklı olarak kullanılan kırmızı renk ateşi-acıyı, yani bir yok olmayı anlatmaktadır. Kitaplardaki yazıların yanışını yakın planda çeken yönetmen de aslında insanları tek tek yaktıklarını, onları yaşatmak yerine ölüme sürüklediğini vurgulamıştır. En sondaki film karesinde ise ağaçlar arasındaki gölün sonunda kişinin huzura ermesini anlatıyor.

Metonimi (Düz Değişmece)

O zamanlar yazarların kitaplarının yakılması, her gün belli kitapların yanması yazarları yok sayma, onları yaşarken yok etme amacı taşır. Yanıp sönen sirenler, ışıkların yanıp sönmesi, kırmızı renk ve üniformalar; itfaiyecilerin sürekli kontrolde olduklarını gösteriyor. Yolda, bahçede, parkta gezen üniformalı askerler, koyulan yasaklar ve sıkı denetimler; birilerinin bizi istediği gibi yönettiğini, yani devletin yapısını anlatıyor.


DİZİSEL VE DİZİMSEL BOYUT

Dizisel Boyut

Bu boyut düşünüldüğünde bence çoğu insan kitapların geleceği karartan, insanlığı monotonluğa sürükleyen, sıkıcı ve kötülük getireceğini düşünürken; bunun tam tersini düşünen kitap insanlar da vardı. Bu durumu bir örnek olarak verebiliriz. Bu kişiler kendilerini hemen ortaya koyan insanlardır. Teknolojinin arasında doğanın varlığını da bazı yerlerde görebiliriz.

Dizimsel Boyut

Filmde birbirleriyle uyum sağlayan konuşmalar, renkler ve uygulanan işlevler bize dizimsellik yani yan anlam boyutunu verir. Dizisellikte seçilen oluşumlar burada birbiri ardına getirilerek uyum sağlanmaya çalışılır.


KODLAR VE GÖSTERGE ÇÖZÜMLEMESİ

Kodlar

Burada toplum tarafından kabul edilmiş kuralları görebiliriz. Belli bir sistemde düzen ve refah içinde yaşanılmasının tek nedeni bu kurallara ayak uydurmak ve denileni yapmaktır.

Toplumda kendini kaybetmiş, benlik duygusundan yoksun insanların yaşam tarzlarında, yüz ifadelerinde, jestlerinde, giyim tarzında, dokunmalarda ve renklerde bunu açıkça görebiliriz. Bazı insanlar kendi kişiliklerinin yansımalarını kitaplarda bulurlar fakat bazıları bundan yoksun yaşamaktadır. Kişiler karşılarında ayna var gibi yüz mimiklerini kontrol edercesine dokunurlar, kendilerini arar gibi. Bazı yerlerde kitapların tekrar tekrar yakılma anlarını göstererek filmde tekrar sunumlar yapılmıştır. Filmde genel olarak temel sunum kodları bulunmaktadır.

Gösterge Çözümlemesi

  • GÖSTERGE: İnsan, şehir, doğa, nesnedir.
  • GÖSTEREN: Guy Montag, öğretmen arkadaşı, kitaplar, denizdir.
  • GÖSTERİLEN: Teknolojinin kısmen hakim olduğu bir yaşam, filmin sonunda gördüğümüz varılması gereken nokta. Hız, cesaret, düzen ve kanunlardır.

Dizisel ve Dizimsel Karşıtlıklar

  • HIZLI – YAVAŞ
  • KİTAP OKUYANLAR – KİTAP OKUMAYANLAR
  • ERKEK – KADIN
  • ÜNİFORMALILAR – ÜNİFORMASIZLAR
  • GÜÇLÜ – GÜÇSÜZ
  • KARARLI – KARARSIZ
  • ŞEHİR – DOĞA
  • KONTROL – KONTROLSÜZLÜK
  • ÖLÜM – YAŞAM
  • GELİŞMİŞLİK – GERİKALMIŞLIK
  • CANLI – CANSIZ
  • VAROLMA – YOKOLMA

KÜLTÜREL VE METAFORİK ANALİZ

Kültürler arası farklılıkları görebiliriz. Geride kalmış/bırakılmaktan yana olan devlet, sadece sözün geçtiği sıradan insanları çağrıştırmaktadır.

Bu sıkışmışlık arasında kalmak istemeyen, bu konuda tam da insanların göz önünde olan kişi Montag‘ın bu düzenin doğruluğundan şüphelenmesi, bir yerden başlaması gerektiği düşünülmektedir. Yeni bir çağa adım atabilecek kişi gibi görülebilir. Yeniden yaşamın yakın olacağını ve gerçekten yaşanan hayatın geleceğinin çağrışımını anlatıyor. Montag kendince yeni bir yola adım atıyor.


SONUÇ

Kısaca bir kültür içerisinde yaşamın göstergelerle anlam bulması diyebiliriz. Burada mutluluk için otoriteye güvenilmeli diyen tek taraflı organları görüyoruz. Buradaki toplumun özelliği “Modern” olması ve otoritenin kontrole dayalı mutluluk hizmetinin vurgulanmasıdır.

Fakat bu durumun insan yaşamını yok edecek kadar kötüye gittiği ortada. İtfaiyecilerin görevlerindeki zıtlık, otoriteyi ifade eden siyah üniformalar, otoritenin kölesi olan antenlerin insan yaşamını adeta yönlendirmesi; herkesin itaat etmiş ve boyun eğmiş olduğunu görüyoruz. Filmin sonunda karşımıza çıkan “canlı kitapların” yurdu ise bu durumu tamamen değiştiriyor.

Share this content:

Yorum gönder